Advert
Advert

Ah keşke orada ben olsaydım. Ağzının payını fena verirdim!

Rana Sarro Yazdı (Yorum):

Ah keşke orada ben olsaydım. Ağzının payını fena verirdim!

Memurun İngilizcede karşılığı 'civil servant'tır. Yani memur toplumun, halkın hizmetkarıdır. Hiçbir zaman partiye ve/veya başka bir yapıya sorumluluğu yoktur. Hükümetler değişirken, onun görevi halka hizmete devam etmektir.

KKTC'de öyle mi?

Sosyal Sigortalar Dairesi'nden tam bir yıl boyunca 400 TL ilaç parasını alamayan bir Hepatit B hastası kadın, gazeteci olarak bana ulaştıktan, ben de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler'e ulaştıktan sonra, hakkı olan ilaç parasını nihayet dün alabildi. 

Yani Bakanlıktan talimat gidince, oradaki memurlar görevlerini zar zor yaptılar. 

46 yaşındaki  isminin başharfleri S.Y. olan Hepatit B hastası kadın, 13 Aralık tarihinde bize ulaşarak, Sigortalar'dan alması gereken fatura karşılığındaki ilaç parasını alamadığını, bu nedenle 'Viread' isimli ilacını her ay satın almakta oldukça zorlandığını anlatmış ve yardım istemişti. 

Bunun üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler'e ulaşarak bahse konu sorunu aktarmıştım. Bakan'ın, Bakanlık yetkililerine konuyu çözmeleri talimatı vermesi ve benim de bizzat sorununun peşini bırakmamam üzerine, Sosyal Sigortalar nihayet 20 gün içerisinde sorunu tespit edip, ödemeyi bir yıldan sonra yaptı.

Bu süreçte şunu anladım. Sabah devlet dairesine gidip, "hangi vatandaşa nasıl yardımcı olurum" çabasında olması gereken devlet memurları, mesaisinin bitimini bekleyerek, "vatandaşları nasıl baştan savarım" modundalar. 

Gazeteci olarak benim girişimlerim ve Bakan Çeler'in talimatı üzerine bir süre önce Sosyal Sigortalar Dairesi Mağusa Şubesi'ne giden bu hasta kadın, daireden çıkışında beni aramış ve şunları söylemişti: 

"Birçok memur ilaç ödemelerinin yapıldığı vezneye toplanmış, benim dosyama bakıyorlardı. Tümü de benim konumla ilgileniyordu. Memurlardan biri bana, "bir yıllık paranın peşine mi düştün" dedi.

Bunu söyleyen bir kadın! Bir kadın memur, bir hasta kadına söylüyor bu lafı. 

Yani Sosyal Sigortalar Dairesi Mağusa Şubesi memurlarının sorumsuzluklarının ceremesini, Şubat 2018 tarihinden beri, bir yıl boyunca çeken hasta kadının, ayaklarına kapanıp özürdileyecekleri yere, "bir yıllık paranın peşine mi düştün?" diyecek kadar da YÜZSÜZ!

Ah keşke orada ben olsaydım. Ağzının payını fena verirdim. 

21 Aralık günü beni aramıştı yine, "Bugün yine Sosyal Sigortalar Dairesi'ne gittim, bana "doktorun yazdığı reçete olmaz, doktorun seni tekrardan kurula koysun o şekilde ilaç alasın'' dediler. Ben hiçbir şey anlamadım, şimdi ben ne yapacağım" demişti. 

Devletin hizmetkarı olması gereken bazı devlet memurları, halka yardımcı olma derdinde değil, dairede dedikodu yapma derdindeler çünkü.

"Bekle dedim, ben anlayıp sana bilgi vereceğim."

Konuyu anlamak üzere çeşitli telefonlar çevirdim. Meğer kadına konuyu izah etmeyen, başından savan devlet memurları yine hatalı davranmışlar, hasta kadına "git tekrar kurula gir" derken, bana telefonda "sorun tespit edildi, ödemesini yapacağız" yanıtını verdiler. Hasta kadına tekrardan ulaşarak, "sorun giderildi, yakında ilaç ödemeni alacaksın" dedim. 

Yani işin özü, hasta kadın birçok kez Sosyal Sigortalar Dairesi'ne gidip geldi. "Her seferinde senin ilaç ödemen yok" yanıtını aldı. Memur PADİŞAHLARA anlatamadı derdini bir türlü. Ta ki biz aracı girdik. Onlarca telefon çevirdik. Ve nihayet dün 4 Ocak tarihinde, Şubat 2018'de verdiği faturanın ödemesini aldı. 

Sosyal Sigortalar Dairesi Mağusa Şubesi sorumluları ve memurları utanmasalar da, "Rana hanım bügün geçen senenin ilaç parasını aldım sigortadan size çok teşekkür ederim iyiki varsınız iyi ki karşıma çıktınız sağol" şeklindeki mesajını gördüğümde ben utandım. 

1 yıl öncesinin 400 TL'sinin bugün ne değeri kaldığını düşündükçe, hasta kadının daireye defalarca gidip gelirken, ondan daha da fazla bir yakıt ücreti harcadığını düşündükçe, 400 TL için yaşadığı stresi ve psikolojik etkiyi düşündükçe UTANDIM. 

Sosyal Sigortalar Dairesi Mağusa Şubesi yetkilileri ve memurları siz utanmadınız mı? Yoksa, özür yerine, hasta kadına "bir yıllık paranın peşine mi düştün?" diyecek kadar da YÜZSÜZ müsünüz?

Bakan Çeler'e de aynen şunları söyledim. "Bu şekilde olmamalı. Biz gazeteciler değil memurlar vatandaşın derdini dinleyip yardımcı olmaya çalışmalı. Senin alacağın yoktur" deyip göndermemeli. Bakın alması gereken bir para varmış meğer. Vatandaş gazetecilere ulaştıktan ya da bakanlığa ulaştıktan sonra çözülmemeli." Bakan Çeler de "haklısın" dedi. 

"Haklıyız" ama, 1 yıldır en başta bürokrasideki sorunları, devlet dairelerindeki laçkalığı düzeltecekleri vaatleri bulunan partilerden 4'ü hükümette. Halka sorun... Devlet dairelerinde bir iyileşme gören var mı?


Advert Advert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DAÜ'de profesöre, 'cinsel taciz' iddiasıyla gözaltı
DAÜ'de profesöre, 'cinsel taciz' iddiasıyla gözaltı
“Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan ve Mavi Ekonomi’’ paneli Lefkoşa’da yapılıyor
“Doğu Akdeniz’de Mavi Vatan ve Mavi Ekonomi’’ paneli Lefkoşa’da yapılıyor