O noktada polis olsa belki de bu feci kaza yaşanmazdı!

Rana Sarro Yazdı (Yorum):

O noktada polis olsa belki de bu feci kaza yaşanmazdı!

İnanın dün sabahtan beridir düşünüyorum, araştırıyorum, birçok kişiyle konuşup gerçeği öğrenmeye çalışıyorum. Dün yayınladığım bir haberi ve yazımı dün gece geç vakitte bir anda  kaldırdım farkettiniz mi?

Peki bir gazeteciye yayınladığı bir haberini ya da yazısını sonradan sessiz sedasız kaldırmak yakışır mı? Bir yayın niye kaldırılır? Ya yanlışlığı sonradan anlaşılmıştır, ya da birilerinin baskısıyla karşılaşılmıştır veya o gazeteci satılmıştır. 

Benim nedenim bunların hiçbiri değil. Konu, Ciklos mevkiindeki facia olayıydı. Haberimin içeriği, bahse konu yolun o noktasında bariyer olmamasıydı. Yazımın içeriğinde de, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı'nı suçladım. Gece geç vakitte Bakan'dan sitemkar bir mesaj aldım. 

Evet, öğrendiğim gibi o noktada bariyer gerçekten de yoktu. Bu bilgiyi bana veren Polis Basın Subaylığı'ydı. Fakat çok önemli bir ayrıntı, olayın boyutunu değiştiriyordu. Çünkü bariyer olmaması Bakanlığın bir ihmali değildi. Bakan'ın da bugün kamuoyuna açıkladığı gibi, "Ciklos viraj bölümünün bir noktasında yer alan su deposu ve vanaların olduğu bölüme araç girişi için korkuluk arası bırakılmıştır. Bu noktada yolun hemen yanı iddia edildiği gibi uçurum değildir. Burada 32m genişliğinde bir platform yer almaktadır. Söz konusu acı olayın bu noktada gerçekleştiği düşünülmektedir" denildi.

Sonuç olarak orada bariyer yoktu. Ve olmadığı da yetkililer tarafından biliniyordu. Peki niye sel felaketi anında önlem alınmadı? 

Dünden beri Bakan'la konuşuyorum. Ben yazımı ve haberi kaldırdım. Çünkü böyle bir acı olayda günah keçisi aramak bizlere yakışmaz. Fakat giden gençlerimizin yaşadığı feci ölümü görmezden gelmek, sorgulamamaksa hiç yakışmaz. Bunun vebalini hiçbirimiz taşıyamayız.

O facia olay hayalimden çıkmıyor. Hepimiz tarifsiz bir acı yaşıyoruz. Bu nedenle Bakan'ın başının etini yedim. Su deposu olan ve aracın girişi için bariyer konulamayan yerin altına beton bariyer konacağı ve bundan sonrası için gerekli tedbirin alınacağını öğrendim. Öte yandan, bugün olağanüstü bir Bakanlar Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Mimar Mühendisler Odası tarafından 15 kişilik bir bilir kişi ekibi oluşturuldu. Ve Hükümet o ekibe dedi ki, "Bahse konu yolu denetleyin, varsa bir eksik veya hata söyleyin." Yani hükümet buna da açıktır. 

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım. Su deposu ve vanaların olduğu bölüme araç girişi için korkuluk arası bırakılırken, Bakan'ın aklına gelir miydi, ülkemizin böyle bir doğal afet durumuyla karşı karşıya kalacağı? Bakanlık, bu noktayı bırakırken, böyle bir vahim durum yaşanacağını kestirebilir miydi önceden? Veya bizlerin böylesi bir doğal afet durumu aklımıza gelir miydi daha birkaç gün öncesine kadar? 

Bu nedenle vicdanlı ve akliselim düşünmeli, doğal afet durumunda Bakan'ı günah keçisi yapmamalıyız. Önemli olan bundan sonra gerekli tedbirlerin alınıp alınmayacağı, önemli olan niyet, önemli olan bu olaydan ders çıkarılması.

Peki, böylesi korkunç bir faciada hiç mi ihmal yoktur? Evet vardır, bugün bunu da öğrendim. Dikkat ettiyseniz, dünkü yazımda, polisin gün boyunca kazanın tam noktasını bilemediğini, araştırdığını ve akşam saatlerinde kazanın yaşandığı noktayı tespit edebildiğini, bunun da kesin olmadığını, görgü tanıklarının ifadelerine göre bir tahminden ibaret olduğunu yazmıştım. 

Öyleyse, nasıl olur da su deposu ve vanaların olduğu bölüme araç girişi için korkuluk arası bırakıldığı bilinmesine rağmen, orada polis bir önlem almaz ve aracın sel sularıyla sürüklenmesine müsade edilir? 

Bunları yazarken inanın ellerim titriyor. O an hayalimde canlanıyor ve tarifsiz bir acı yaşıyorum. Herkes gibi... 

Evet, orada korkuluk olmadığı bilinmesine rağmen, polis kaza noktasını bilemiyor. Çünkü orada herhangi bir polis görev yapmıyordu. Sel felaketi esnasında, araçlar yolda mahsur kaldığında, orada bekleyen bir tek polis dahi yoktu. Orada polise bağlı itfaiye ekiplerinin olduğu ve itfaiye görevlileri tarafından, kazaya kurban giden gençlerin uyarıldığı fakat uyarıyı dikkate almadıkları söyleniyor. 

Peki ben sorarım, itfaiye görevlileri değil de, o noktada görev yapan bir polis olsaydı, bir sürücü polisin ikazını, dur emrini dikkate almayacak mıydı? Velev ki, hiç uyarılmadılar. Çünkü Polis Basın Subaylığı, başka alternatifin olmadığı ve aracın bekleme anında sel sularına kapıldığını söylüyor. O zaman bu da ciddi bir ihmaldir. Nasıl olur da otokorkuluğun olmadığı bir nokta ile ilgili bir uyarı yapılmaz? Nasıl çok sıkı bir tedbir alınmaz? 
Çünkü polis ekipleri o gece ülke genelinde yetersizdi. Ülke genelinde özellikle de İskele ve Ziyamet bölgesinde özellikle polis sayısı yetersizliği yaşandı. Çünkü Polis Genel Müdürlüğü, o gece görevde olmayan izindeki polisleri dahi acil göreve çağırması gerekirken bunu yapmadı. 

O gece kriz masası kuruldu. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı Karayolları Dairesi devamlı surette tehlikeli yolları bildirdi. Fakat polisten, "personel yok, ekipler filan yerde, falan yerde" yanıtlarını aldılar. Halbuki, dışarıda bir doğal afet durumu var. Ve izinli polisler dahi göreve çağırılmalıydı. Ama bu olmadı...!

Ne yazık ki olmadı... 

Tarım Bakanı'nın makam şoförü, bugün polise tanık olarak ifade verdi. İfadesinde, aracın sürüklendiği ana gözleriyle şahit olduğunu, Erkut beyi Girne'ye evine bırakıp dönerken, itfaiye görevlilerinin, o aracı ikaz ettiğini fakat dinlemeyerek yollarına devam ettiğini anlattı. 

Belki de orada görevli bir Polis olsaydı, bu facia olmayacaktı....

Diyeceğim şudur ki,  "Ciklos viraj bölümünün bir noktasında yer alan su deposu ve vanaların olduğu bölüme araç girişi için bırakılmış olan korkuluk arası nedeniyle Bakan'ı günah keçisi yapmak yerine, orada korkuluk olmamasına rağmen gerekli önlemi almayan ve gece boyu ülke genelinde polis sıkıntısı çekilmesine neden olan Polis Genel Müdürlüğü'nü sorgulamalıyız.


Advert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Behiç Öztürk başsavcı seçildi
Behiç Öztürk başsavcı seçildi
Arıklı: ''Bilirkişi raporunu tarafsız birileri hazırlamalı!''
Arıklı: ''Bilirkişi raporunu tarafsız birileri hazırlamalı!''