Kazdığınız kuyuya düşüyorsunuz!

Kazdığınız kuyuya düşüyorsunuz!

Bugün aslında bir başka konuda yazı yazacağımı belirtmiştim. Fakat araştırma yapmam gereken bir konu olduğu için ve henüz araştırmalarımı tamamlayamadığım için onu ertelemek istedim. 

Onun yerine çok gıcık olduğum bir konuyu paylaşmak istiyorum. Herşeyi açık açık yazacağım. Gücenen gücenir, kırılan kırılır, küsen de küssün.

Geçtiğimiz günlerde Havadis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün, yıllarca gazete ortağı olan ve kısa süre önce yollarını ayıran Hüseyin Ekmekçi'yi hedef alarak, Haber Kıbrıs'ı işaret ettiği bir paylaşımda bulunmuştu facebook sayfasından.

Basılı gazetenin daha iyi olduğunu, internet medyasının ise yalan yanlış yazdığını ima eden bir paylaşımdı. Tabi bilen bilirdi ki, kastı şuanda Haber Kıbrıs'ta olan Hüseyin Ekmekçi'ydi. 

Ama buna rağmen ben bir internet gazetesi sahibi olarak bu paylaşımından rahatsız oldum.

Kimin hakkı vardı, Haberal Kıbrıslı'nın sahibi Kartal Harman'ın açıkça sahiplendiği bir haberi Haber Kıbrıs'ın üzerine yıkmaya? Ve tüm internet medyasını zan altında bırakmaya? 

Başaran Düzgün'ün o paylaşımının altına yorum yaparak düzgün bir dille konuya tepki göstermiştim.

Ardından bugünlerde Havadis Gazetesi'ne haciz olayları gündemde. Tüm gazeteler yazıp çiziyorlar. Başaran Düzgün de, mahkeme konusu olan ve davayı kaybederek para cezasına çarptırıldıkları haberin Türkiye medyasından alıntı olduğunu ifade ediyor. "Sadece iktibas yapan Havadis’i cezaya çarptırdılar" diyor.

Ama kısa süre önce Başbakan'ın yalanladığı ve Kartal Harman'ın da kendi haberi olduğunu inkar etmediği, bundan da gocunmayarak haberinin doğruluğa inanarak arkasında durduğu bir haberi Haber Kıbrıs'a mal etmeye çalışan Başaran abimiz, "iktibas olsa da dikkat edeceksin" diyerek gazetecilik dersi vermişti.

Haber Kıbrıs'a ders verdiği konuda meğer mahkemece cezaya çarptırılmış. 

Tüm bunlara rağmen, geçen gün Başaran Düzgün'ün konu ile ilgili köşe yazısını alıp destek mahiyetinde Evrenselgazete'de yayınladım.

Çünkü yarı yaşlarında olmama rağmen biliyorum ki dayanışma her zaman önemli. Bu benim mayamda var. Meslektaşlarımı, arkadaşlarımı, dostlarımı asla kıskanmam, her zaman onlarla gurur duyarım.

Tabi akabinde konu ile ilgili eski Yargıç'ın o konudaki facebook paylaşımını görüp de, olayın 8 yıl önce gerçekleştiğini öğrenince, ilgili yayınımı silmek zorunda kaldım. 

Çünkü 8 yıl önce ilgili Yargıç, 28 yaşında olurdu. 28 yaşındaki genç birisinin 8 yıl önceki hatasını yayınlamanın vebalini alamazdım. Ben başkalarına benzemem, ben de vicdan vardır.  

"İnternet gazeteleri yalancıdır" diyenlere hele, hiç benzemem. Kimse kusura bakmasın, yüreğimin temizliğiyle ve vicdanımla yaşar giderim ama yeri geldiğinde laf sokmayı da iyi bilirim!

Öte yandan bugün haciz işleminin gerçekleşmesi üzerine Havadis Gazetesi Haber Müdürü arkadaşıma geçmiş olsun dileklerimi ileterek, konuyla ilgili yeren değil, destek mahiyetinde yayın yapacağımı belirttim ve öyle de yaptım. 

Çünkü benim için dayanışma önemlidir.

Az önce ise aynı haciz konusunda facebookta rastgele Başaran Düzgün'ün bir köşe yazısı karşıma çıktı ki, yazısında "Her türlü olumsuz koşula, kişisel saldırılara rağmen bütün basın-yayın camiasına kendi özgürlüklerine sahip çıkma adına şahsen dayanışma çağrımı yeniden yinelerim" diyordu.

Vay guzzum vay!!! 

İnternet gazetelerine, Haber Kıbrıs'a, Kıbrıs gazetesine, Afrika gazetesine ve belki de dahalarına her fırsatta saldıran, meslektaşlarını yermeye çalışan Büyük Gazeteci Ağabeyimiz, medyaya dayanışma çağrısı yapıyor. Kendi gazetesine haciz geldiği zaman dayanışmayı hatırlıyor!

Bu dayanışmayı zamanında yapsaydın, genç bir Yargıç'ın ve şimdinin sade bir avukatının koskoca Havadis'le uğraşma cesareti olur muydu sen önce başını iki elinin arasına al ve bunu düşün sevgili Başaran Düzgün abiciğim. 

Gelelim Kıbrıs Postası'ndan Ulaş Barış'a. Perşembe günü internet üzerinden gerçekleştirilen yayınını facebook üzerinden izliyor ve dinliyorum.

Bir belediye başkanının diğer bir belediye başkanına "İşe da Yat Hasan'ım" dediği şaka olan bir videoyu Kıbrıs Postası olarak haberleştirdiklerini ve yayınladıklarını, bunun üzerine bahse konu belediye başkanlarının da buna tepki gösterdiğini anlattı. 

Belediye Başkanları kendilerini yerin dibine sokmuş. "Haber konusu bulamadınız mı?", "facebookta iki belediye başkanının şakalaştığı videoyu niye haber yapıyorsunuz", "siz nasıl gazetecisiniz" gibi sorulara ve tepkilere maruz kalmışlar. 

Bir gazeteciyi en çok kızdıracak sorulardan biri, "başka haber konusu bulamadınız mı?", "bu haber mi?", ve "sen nasıl gazetecisin" sorularıdır.

Bizim Ulaş Barış abimiz de, bu sorulara ve kendilerine gösterilen tepkilere çok kızmış. Canlı yayında tepkisini dile getirirken bile, bu duruma düşmelerine esas neden olan hatayı o anda bile yineliyor. 

Belediye Başkanları'na sesleniyor, "iyi elmalarla çürük elmaları ayırt edeceksiniz. Medya camiasındaki her gazeteciyi aynı kefeye koyamacaksınız" gibi sözler sarfediyor.

Dayanamadım canlı yayında kendisine mesaj gönderdim. "Siz gazeteciler birbirinizi böyle yermeye devam ettikçe hem vatandaşlar, hem belediye başkanları, hem de hükümet temsilcileri sizleri daha çok yerer" manasında bazı sözler söyledim.

Tabi bu mesajımı yayın sırasında okudu ve kendisinin gazetecileri yermek istemediğini anlatan bazı açıklamalarda bulundu. "Sen de biliyorsun Rana bu meslekteki kalemşörleri ve tetikçileri" diyerek, mevcut durumu işaret etti. 

"Kime göre çürük, kime göre iyi" diye de sordum. Yani kendisine demek istedim ki, "Sizlerin arasında da çürük olduğu söylenenler var. Yani inanmamız mı gerekiyor mesela?"

"Ama bizim gözümüzde her biriniz ayrı değerde olan, her biriniz bu topluma birşeyler katan değerli birer gazetecilersiniz" demek istedim. 

Yayının ardından ise kendisiyle özel görüşerek, bu başlarına gelen ve şikayet ettiği durumun, gazetecilerin gazetecileri sürekli yerden yere vurmasından kaynaklandığını, bunu fırsat bilen hükümet yetkilileri ve belediye başkanları dahil halkın da gazetecileri çirkef görmeye başladığını anlatmaya çalıştım.

Geçen günlerde hükümet temsilcilerinin gazetecilere saygısızlık yaptığı ve aşağıladığı konusunda Basın- Sen'în de şikayetçi olduğunu da hatırlattım. 

"Anladım ben seni Rana, dikkat edeceğim, katkına teşekkür ederim" dedi.

Umarım anlamışsınızdır sevgili gazeteci abilerimiz.

Konu senin Kıbrıs Postası'nda yaptığın bir haber iken, belediye başkanları sizin yaptığınız habere kızmış ve sizleri yerden yere vurmuşken, bu konuda bile konuyu medya sektörüne çevirip, "iyi ve çürük elmaları ayıracaksınız" diyebiliyorsanız, size hayret ederim. Çürük elma ne alaka yani? Burada konu sizsiniz. Bir şaka videosunu alıp haber yapmış adamları kızdırmışsınız. 

Anlayacağınız, basın sektöründe ciddi bir rekabet, kıskançlık, fenalık, fesatlık hat safhada. Herkes birbirinin açığını kolluyor.

Ama gelin görün ki, bunu yapanlar kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşüyor.

Birileri yargıçların, bugünün sade avukatlarının diklenmeleriyle ve gazabıyla karşılaşıyor, diğeri ise belediye başkanlarının haber derslerine maruz kalıyor. 

Son olarak da, işte bu yüzden yazılı basın sektöründen soğudum. Ve işte bu yüzdendir ki, Yeni Bakış, Havadis, Detay ve Radikal gazetelerinde çalışmam için son yıllarda aldığım tekliflerin tümünü de geri çevirdim. 

En iyisi siz gelin zora girmeden dayanışmayı öğrenin! Yumurta kapıya dayandıktan sonra değil büyük gazeteciler.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KKTC Devleti Halktan Para Dileniyor!
KKTC Devleti Halktan Para Dileniyor!
Gürsel hayata veda etti
Gürsel hayata veda etti