En tehlikeli yönetim şekli...!

Rana Sarro Yazdı (Yorum):

En tehlikeli yönetim şekli...!

En tehlikeli yönetim şekli hangisidir bilir misiniz? Aleyhinde yazılanları, çizilenleri, söylenenleri, haberleri umursamayan, dikkate almayan, takmayan yöneticilerin yöneticiliğidir. 

O günleri de yaşadık. 

Yazılı basındaydım. Her gün sabah kalkıp haber konusu belirleyip, araştırıp, bilgi toplayıp kamu yararına çok etkili haberler hazırlayıp yayına hazır ederdik. Bir gün yayınlanan ve büyük ses getiren bir haber, ertesi günü değerini yitirirdi.

Yani ciddi araştırmalar sonucu ortaya çıkardığımız yanlışlıklar, eksiklikler, usülsüzlükler, günün sonunda unutulur, ertesi günü bir başka konu belirlenir onun üzerine gidilir, araştırılıp, yoğun uğraşlar neticesinde bilgi toplanıp haberleştirilip yayına hazır edilirdi. Sabah gazetede yayınlanır, ertesi günü onun hükmü de geçerdi. 

Bir müdürüm vardı; "Haber, suya yazı yazmaya benzer" derdi.

Habercilikte en can sıkıcı, en sinir bozucu, en şevk kırıcı olanı neydi bilir misiniz? Zorluklar, güçlükler içerisinde hazırladığımız haberlerimizin suya yazı yazar gibi, silinip gitmesi ve hiçbir sonuca ulaşmamasıydı. 

Ülkede yaşanan bir olayı, bir olguyu, bir yanlışlığı, bir eksikliği, bir usulsüzlüğü tespit edip, araştırıp, soruşturup yazacaksınız fakat günün sonunda, bunun ülkeye ve halka hiçbir faydası olmayacak. 

Canınızı yiyip, belki çok yorulup, belki kilometrelerce yol kat edip, belki güneşten, sıcaktan yanıp kavrulacaksınız, belki yağmur ve soğukta koşuşturacaksınız, belki bir risk göze alacaksınız ama haberi yayınladıktan sonra da durum yine aynı kalacak. Yetkililer ortaya çıkardıklarınızı dikkate almayacak.

O yorgunluğumuz ancak nasıl ve ne zaman dinerdi biliyor musunuz? Haberimiz üzerine, mevcut yaşanan olumsuz durumun değişmesi, dönüşmesi, düzeltilmesi halinde o yorgunluk ancak dinebilirdi, ama öyle olmazdı.

O dönemlerde internet haberciliği de çok yaygın olmadığından, emekler o günün gecesinde gazete kâğıdıyla çöpe giderdi.  

Habercilikte haberler çoğunlukla olumsuzdur ve genellikle hükümetler aleyhinde yapılır. Herhangi bir bakanlık hakkında, herhangi bir bakanlığı ilgilendiren bağlı daireler ile ilgili ve bunun gibi haberlerimizin, ilgili bakanlar tarafından dikkate bile alınmadığı, kayda değer bulunmadığı, ''Sin da gulle geçsin'' mentalitesiyle sinilip kalındığı dönemler zordu…

Haberciliğin bir anlamı kalmadığını düşündüğüm bile olmuştu… Niye uğraşıyoruz, niye yoruluyoruz, niye çabalıyoruz, neye hizmet ediyoruz sorularını çok sormuşumdur kendi kendime. Haberlerimin hiçbir sonuç yaratmadığı gerçeğiyle kahroluyordum.

O nedenle diyebilirim ki, vurdumduymaz yöneticilerin yönettiği ülkede gazetecilik yapmak manasızdır. 

Ama bugün öyle değil. En azından benim gördüğüm, gözlemlediğim, istişare ettiğim bakanların, haklarında yayınlanan haberlere kayıtsız kalmadıklarını bizzat görüyor ve yaşıyorum. 

Özellikle Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, Sağlık Bakanı Filiz Besim ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu’nun, bakanlıklarını ilgilendiren her habere duyarlılık gösterdikleri, gazeteciler tarafından gündeme getirilen mevcut sorun, sıkıntıların da derhal üzerine gidildiğini bizzat görüyorum.

Bakan Tolga Atakan’ın, Evrenselgazete’de yayınlanan ve sosyal medyada da paylaşılan haberlerimin altına dahi yapılan eleştirilere bizzat yanıt verdiğini, vatandaşlar tarafından gündeme getirilen sorunları derhal dikkate aldığını biliyorum.

Yine Sağlık Bakanı olan Filiz Besim, geçtiğimiz Nisan ayında, tüm hastane ve sağlık merkezlerinde polikliniklerin 14.30’a dek uzatıldığını kamuoyuna açıklamıştı. Bunun üzerine ben de, bazı hastanelerde ve sağlık merkezlerinde hekimlerin bu mesai saatlerine uymadıkları ve saat 12.00'de hastaneyi terk ettiklerini ortaya çıkarmış ve haberler yayınlamıştım. 

Orada görevli hekimler ile sağlık çalışanlarını rencide etmemek için şuan isimlerini vermek istemediğim hastane ve iki sağlık merkezi ile ilgili ortaya çıkardığım o haber üzerine, Bakanlık hemen harekete geçmişti. 

Bakan Filiz Besim, yazımın ilk başında anlattığım gibi "Sin da gulle geçsin" dememiş, haberi hemen dikkate alıp, anında gerekli ültimatomu çekmiş, ilgili hastanelere hemen Bakanlık'tan derhal birer yazı gönderilmişti. 

Ve haberlerim sayesinde artık ilgili hastanelerde hekimler saat 12.00'de değil mesai bitiminde poliklinikten ayrılıyorlar. Bunu övünme malzemesi yapıp yazmadım, yazmak da istemezdim.

Fakat son günlerde Tıp-İş tarafından gündeme getirilen sağlık alanındaki mevcut eksiklikler, yaptıkları haklı eleştiriler sonucunda, sağlık alanı ve hastanelerle ilgili güven bunalımı yaşanmaması için, bunları anlatma gereği duydum.

Sağlık alanındaki eksikliklerin sağlıkta örgütlü sendika tarafından gündeme getirilmesi elbette ki yerindedir ve doğrudur. Zira, sendika kendi üyelerinin sorunlarını gündeme getirme, haklarını arama görevini üstlenmiştir. En başta üyeleri olan hekimlerin çalışma şartları ile ilgili sorunların gündeme taşınması sendikacılığın başlıca misyonudur.

Dolayısıyla hem Tıp-İş tarafından yapılan basın açıklamasında belirtilen sorunları hem de dün akşam saatlerinde Ada Tv’de sendika temsilcilerinin canlı yayında anlattıklarını gecenin geç vaktinde Sağlık Bakanı Filiz Besim’e sordum.

Ciddi hayati bir eksikliğin bulunmadığını belirtirken, Bakanlık görevine geldiği gün itibarıyla mevcut hekim sayısının artırılarak, 30 hekim istihdamının sağlandığını da belirtti.

“Bahsedilen eksikliklerin giderilmemesi tamamen maddi imkansızlıklar nedeniyle mi?” şeklindeki soruma ise Bakan Besim, “Bütün eksikliklerle bire bir ilgileniyoruz. Elbette sağlık dinamik bir olaydır ve her gün yeni eksiklikler çıkar. Önemli olan iyi niyetle el ele bunları gidermeye çalışmak. Bunu yapmaya çalışıyoruz ve yapacağız. Sendikal uyarılar bizim için önemlidir ve elbette arkadaşların dedikleri ile özellikle ben bire bir ilgileneceğim” diye yanıt verdi.

Tıp-İş'in eksiklikler konusundaki açıklamaları, eski Bakan Faiz Sucuoğlu'nun, geçmişte gazetelere verdiği demecinde, “Sağlıkta mutlak memnuniyet dünyanın hiçbir yerinde yoktur” sözünü aklımıza getirdi.

Evet, sağlıkta mutlak memnuniyet mümkün değildir. Fakat önemli olan, bakanlıklar hakkında yazılan, çizilen, söylenen ve gündeme getirilenlerin kulak ardı edilmemesi, dikkate alınması ve çaba gösterilmesidir.

Ve sizi temin ederim ki, Sağlık Bakanı Filiz Besim'in, ortaya çıkarılan haberleri, gündeme getirilen sorunları ve her türlü olumsuzluğu derhal dikkate alıp, itinayla sorunu çözdüğüne, yanlışlıkları giderdiğine defaatle şahit oldum.

Evet sağlık alanında sıfır eksikle hizmet verilmesi mümkün olmasa da, önemli olan karşımızda sorunlara duyarlılık gösteren bir bakanın olmasıdır. Budur bizlere güven veren, umut veren. 

İşte bu yüzden, sağlık alanında yıllar boyu yaşanan keşmekeşlerin, ihmaller sonucu hepimizin sağlık alanına duyduğu güvensizliği su yüzüne çıkaracağını bildiğim için, bu yapılan açıklamalara kayıtsız kalamadım. 

Hastanelerde tedavi gören ve morale herşeyden çok ihtiyaç duyan hastaların, "acaba bana doğru teşhis kondu mu?", "acaba iyileşiyor muyum?", "Yoksa yanlış bir tedavi veya ilaç eksikliği nedeniyle ölüyor muyum" sorularını kimsenin sormasına müsaade edemezdim. 

Ailem ve en yakınlarım bilirler. Hastalıklardan ve ameliyatlardan çok korkarım. Şükürler olsun ki, bu yaşıma kadar bir tek ameliyat dahi geçirmedim. Allah o günü göstermesin. 

Sağlık alanında ve ameliyathanelerdeki eksikliklerin vurgulandığı şu günlerde, hekimimin bana ameliyatın şart olduğunu söylediğini, fakat bunun için özel hastanelere ya da yurtdışına gidemediğimi düşünmek dahi istemiyorum. Muhtemelen ameliyata razı olmaz kaderime boyun eğerdim. 

Şayet Sağlık Bakanı'nı bizzat dinleyen, sorular yöneltebilen, istişare edebilen bir gazeteci değil de, bir vatandaş olsaydım... 

İşte bu yüzden, hastanelerde belki amansız hastalıklarla mücadele eden vatandaşlarımızın, belki sağlıktaki eksiklikleri dinleyip kendisini çaresiz, yapayalnız ve kimsesiz hisseden yaşlılarımızın, belki de hastalıklarla mücadele eden çocuklarımızın veya onların ailelerinin, güven bunalımına düşmesine, bu bildiklerimi aktarmayarak bile bile göz yummaya yüreğim el vermedi. 

Ben sizi temin ederim ki, Sağlık Bakanlığı'nda, sağlık çalışanları için değil ama halk için canla başla çalışan bir Bakan var. Halkın sağlığı için, yıllar yılı yapılmayanları hayata geçirebilmek, bozuk, çarpık sağlık sistemini düzeltebilmek için, halkın sağlığı için, gecesini gündüzüne katan bir Sağlık Bakanı'mız var. 

Bir Bakan'ın doğru kişi olup olmadığını, eski Bakanlar döneminde verilen hizmetlerin yeni bakan döneminde geriye götürülüp götürülmediğine bakarak anlayabiliriz.

Maddi manevi imkansızlıklarla çaba mı sarf ediyor yoksa umursamaz tavırlarla görevini kötüye mi kullanıyor? Esas irdelenmesi gereken budur bence.

Bugün mevcut Bakanın döneminde sağlık sistemi, sağlık hizmetleri, sağlık alanındaki iyileştirmeler, atılan adımlar, alınan kararlar ve yapılan icraatlar geriye götürülmedi.

Aksine sağlık alanında birçok sorunun, eksikliğin, birçok kanayan yaranın ve kronikleşmiş birçok sıkıntının üzerine gidildiği ve birçoğunun çözüldüğünü görüyoruz. ​Tıp-İş tarafından kamuoyunun bilgisine getirilen sağlık alanındaki sorunlar, sıkıntılar ve eksikliklerle ilgili haberi zaten yayınladık. 

Yarın Filiz Besim'in Sağlık Bakanlığı döneminde yapılan işleri, sağlık alanında atılan adımları, iyileştirilen hastanelerimizi, sağlık ocaklarımızı ve sağlık sistemi genelinde yapılanları yazacağım. 

Önümüzdeki günlerde ise, "2013 yılında seçim döneminde Surlariçi bölgesinde x parti şu kadar vatandaşlık verdi. Bizse iktidar olduğumuz dönemlerde şu kadar vatandaşlık veriyor. Bizi seçin ki sizlere vatandaşlıklarınızı verebilelim" diyen siyasetçinin Sağlık Bakanlığı dönemlerini de anlatacağım bir yazım olacak.

Tıp-İş temsilcilerine sormak istiyorum... Bunu mu istiyorsunuz?

O'nların döneminde hastanelerimiz eksiksizdi de, şimdiki bakan mı iş bilmiyor ya da iş yapmıyor? 

Bu vesileyle şunu da belirtmek isterim ki, sağlık ile siyasetin kesinlikle birbirinden ayrılmasının büyük önem arz ettiği görüşündeyim. 

Ben bir Sağlık Bakanı'na baktığımda, karşımda bir politikacı değil, halkın sağlığını düşünen, "bananeci" olmayan, duyarlı bir hekim görmeliyim. 

Ve sizi temin ederim ki, eksiklikler her ne boyutta olursa olsun, onları kafasına takan, hatta sistemi baştan başa değiştirmek için çalışan bir Sağlık Bakanımız var. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KKTC Devleti Halktan Para Dileniyor!
KKTC Devleti Halktan Para Dileniyor!
Gürsel hayata veda etti
Gürsel hayata veda etti