Üzüldüm, bozuldum, hatta ürktüm...

Rana Sarro Köşe Yazısı (Yorum)

Üzüldüm, bozuldum, hatta ürktüm...

Yıllardır "Masumiyet karinesi" diye bir kavram duyarız. "Suçsuzluk ilkesi veya uluslararası hukuk terimi olarak; suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden temel hukuk doktrinidir." 

Gazeteler ve gazeteciler bu kurala uymasalar da, biliriz ki aslında suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşmeyen bir zanlı masumiyet karinesine sahiptir. 

Yıl 2009 ile 2012 yılları arasında mahkeme muhabirliği yaptım. Tüm muhabir arkadaşlarım gibi, sayısız zanlının fotoğraflarını çektim, sayısız mahkeme haberleri yaptım. Mahkeme haberlerinde esasında haklarında soruşturma yeni başladığından, zanlıların fotoğraflarının çekilmesi etik olmasa da her dönemde gazeteler tarafından çekildiler ve suçları kesinleşmeden yazıldılar. 

Birçok zanlının suçsuzluğu ispatlandığı ve serbest de kaldığı oldu ve pisipisine adları gazeteler tarafından lekelenmiş oldu. 

Tabi fotoğrafı çekilemeyen ve haberi yazılmayan zanlılar olmadı mı, elbette ki oldu.

Tahkikat memuru polislerin, fotoğrafının çekilmesini istemediği zanlıları, farklı saatlerde mahkemeye çıkardıkları da oldu. Gazetecileri atlatarak gizlice mahkemeye çıkardıkları zanlılar da çok olmuştur. 

Öte yandan, yine mahkeme koridolarında hemen her gün birlikte olduğumuz ve birbirimize nazımızın geçtiği polis arkadaşların, bir göz kaş işaretiyle olayı yazmamamızı ve zanlının fotoğrafını çekmememizi istedikleri de çok oldu.

Haliyle her gün yüzünü gördüğün bir polisi, bir muhabir kırar mı... Tabi ki kırmazdık. Polis arkadaşlar eğer "yazmayın ve çekmeyin" diye ricada bulunmuşsa, kattiyen o zanlının olayı yazılmazdı. 

Kaldı ki, biz mahkeme muhabirlerinin arasında bile bir birlik vardı. Mahkeme muhabilirleri, bir yakını, bir tanıdığı eğer zanlı olarak tutuklanmışsa, diğer arkadaşlarından rica eder, o zanlının fotoğrafının çekilmemesini talep ederdi, biz arkadaşlar da birbirimizi kırmazdık. Hiç unutmam, yine mahkeme muhabirliği yaptığım yıllarda, çok yakın bir tanıdığım tutuklanmıştı. Arkadaşlarıma haber saldım ve yazmamalarını, fotoğraflarını çekmemelerini rica ettim. Küs olduğum bir muhabir arkadaşım bile sağolsun ricamı kırmayıp, haberi takip etmemişti. 

Diyeceğim şudur ki, ya bizim dönemden bugüne herkes ve herşey çok değişti ya da durum bambaşka...

Polis Teşkilatı'na yıllarını vermiş, tüm polislerin amirliğini yapmış, tüm polislerin mesai arkadaşı olan bir Polis Başmüfettişi tutuklanıyor ve mahkeme muhabirleri de Polis Başmüfettişi'nin fotoğraflarını zanlı olarak çekip yayınlıyor. 

Hiç beklemezdim... 

Suçlu ise tutuklanmayacak mı, elbette tutuklanacak. Soruşturulmayacak mı, elbette soruşturulacak, yargılanmayacak mı, elbette ki yargılanacak.

Suçlu pozisyonunda her kim ise hukuk yoluyla cezasını herkes gibi çekecek.

Fakat, polis teşkilatına yıllarını vermiş ve her gün yüzünü gördüğü polis arkadaşları tarafından bir Polis Başmüfettişi mahkemeye çıkarılıyor ve mahkeme günü ile saati gazetecilere bildiriliyor. Polis arkadaşları tarafından zanlı pozisyonunda mahkemeye çıkarılıyor ve polis mesai arkadaşları gazetecilerden fotoğraflarını çekmemeleri ricasında bile bulunmuyor. 

Olay zaten günlerdir manşetlerden veriliyor, daha soruşturmanın ilk başında gazetecilere soruşturmanın detayları zaten sızdırılıyor. Birkaç gün önce, duruşma öncesinde kalp rahatsızlığı geçiren ve anjio olan bir Polis Başmüfettişi'nin fotoğrafını çektirip de rencide edilince kimin başı göğe ermiş oldu?

Şahsen ben hiç beklemezdim... 

Polis teşkilatı içerisindeki bir soruşturmanın, diğer olaylarda olduğu gibi daha gizli yürütülmesini beklerdim. Bir Polis Başmüfettişi'nin yıllarca mesai yaptığı iş arkadaşları tarafından biraz kollanmasını beklerdim. Yukarıda da belirttiğim gibi, cezasını çekme yönünden değil, fotoğraflarının boy boy çekilmesi yönünden...

Zira, “Kamu Görevlisi Tarafından Rüşvet alma, Resmi evrak sahteleme ve Resmi evrakı tedavüle sürme" suçlamaları mahkeme kararıyla ispatlansa bile; bir yüz kızartıcı suç işlemiş değildir..

Suçu tecavüz değildir ki, azılı tecavüzcü olarak fotoğrafları boy boy çekilsin, suçu cinayet değildir ki, azılı katil zanlısı olarak boy boy fotoğrafları çektirilsin.

Ve en önemlisi daha soruşturma henüz yeni başladı. 

"Üzüldüm, bozuldum, hatta ürktüm..." Evet inanın ki, gazetede fotoğrafını gördüğümde, hem üzüldüm, hem tanımadığım halde bozuldum, hem de ne günlere kaldık diye düşünerek ürktüm... 

Polis Teşkilatına yıllarını vermiş bir polisin; nakil tüzüğünün değişmesi için türlü savaşlar vermiş bir polisin;  2009- 2010 yıllarında nakiller nedeniyle poliste yaşanan bunalımlar, yuva yıkılmaları ve intiharlardan polis arkadaşları adına mücadeleler vermiş bir polisin, suçu eğer "TECAVÜZ VE CİNAYET DEĞİLSEYDİ" EVET daha farklı bir tutum beklerdim. 

Bir de şöyle bir düşünce de geçmiyor değil aklımdan.... Polis Genel Müdürü, Afrika Gazetesi'ne saldırı olayında Cumhurbaşkanı'mız Mustafa Akıncı'nın, "Neden saldırganlara müdahale etmediniz?" yönündeki açıklama talebi üzerine bir rapor sunmuştu.

Mustafa Akıncı, PGM'nin bu raporunu yeterli bulmamıştı. Yani PGM saldırganlara müdahale edememelerinin- etmemelerinin nedenini izah edememişti.

Bunun akabinde, bugün tutuklanan ve polis arkadaşları, meslektaşları tarafından fotoğrafı çekilmesin diye kollanmayan Polis Başmüfettişi çıkıp, "müdahale edin" talimatı olmamasına rağmen, birkaç polis arkadaşı ile birlikte saldırganlara kendisinin müdahale ettiğini açıklamıştı. Olan ondan sonra oldu.... Adli Şube amiri olan Polis Başmüfettişi önce bir karakola sürüldü, ardından da son sürat "kirli çamaşırları" ortaya çıkarılmaya başlandı. Daha soruşturmanın başında haberleri ardı ardına gazetelere sızdırıldı ve son olarak da boy boy fotoğrafları çektirildi. 

Polis bir adamın istese polis arkadaşları fotoğaflarının çekilmesini engeleyemez miydi? Elbette ki gazetecilerden bir ricası yeterdi...

Kendisini mahkemeye getiren polis arkadaşları isteseler, muhabirleri atlatamazlar mıydı, elbette ki atlatırlardı....

Mahkeme muhabiriği yapmış birisi olarak bunları istemeleri halinde çok kolay yapabileceklerini ben de diğer mahkeme muhabiri arkadaşlarım da çok iyi biliyoruz. 

Şunu anlıyorum ki, mevcut sistemde herkes attığı adıma bir dikkat ediyorsa, gerçekleri konuşanlar, sivri çıkışları olanlar bin dikkat etmeliler!!! 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Falaaddin Cafe isimli işletmenin faaliyeti durduruldu
Falaaddin Cafe isimli işletmenin faaliyeti durduruldu
Bu okullarda yarın uyarı grevi yapılıyor...
Bu okullarda yarın uyarı grevi yapılıyor...