Hastanede Yaşadıklarım...!

Rana Sarro/ Köşe Yazısı (Yorum)

Hastanede Yaşadıklarım...!

Yunanistan'da yaşanan yangın felaketi hepimizi acıya boğdu. Acıya boğarken de, düşüncelere sevk etti... 

Yunanistan'dan gelen haberleri takip edip Evrenselgazete'de dünya haberi olarak sizlere aktarırken, Cengiz Topel Hastanesi'nde yatıyordum.

Kendi ülkemizde böyle bir afet yaşanmış olsa, serumu söküp atar, fotoğraf makinemi kapar olay yerine koşardım elbette... 

Fakat felaket ne yazık ki deniz aşırı bir yerdeydi ve hepimizin de eli kolu bağlıydı. Gelen haberleri üzülerek izliyorduk.

Bu acı olay ‘bizleri düşüncelere sevk etti’ dedim, şöyle ki, "Ülkemiz böyle bir olası felakete hazır mıydı, hazırlıklı mıydı?" 

Elbette yangın denince ilk olarak aklımıza itfaiye ekipleri gelse de, sağlık ekiplerimiz, sağlıkçılarımız ve hastanelerimiz olası kötü bir senaryo durumlarında birincil öneme sahiptir...

Haliyle insan sorguluyor, sağlık sistemimizi, acil ekiplerimizi, hastanelerimizi vs…  

Hastaneye yatmadan önce ön yargıyla, “devlet hastanelerinde her şey laçka” derdim.

Şuanda bu sözlerimden utanıyorum. Nedenini de şöyle anlatayım…

Sağlık sorunum nedeniyle Cengiz Topel Hastanesi’ne başvurdum. Hastanede nöbetçi doktor olan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Nurçin İncirli tarafından muayene edildim. Bronşit nedeniyle başvurduğum acil serviste, hemen akciğer filmi çekilmiş, buhar verilmiş, kalp EKG’si dahi çekilmiş ve kan tahlilleri bile yapılmıştı.

Nöbetçi hekim, kendisi çocuk doktoru olduğu için alanında uzman doktor ile irtibata geçmiş, kalp EKG’sini ve tahlil sonuçları mail geçiyor, diğer tüm bilgi ve bulguları yazışarak aktarıyordu.

İnanılmaz bir ilgi, alaka, inanılmaz duyarlı ve son derece hassas, meraklı ve ilgili bir hekimle karşı karşıyaydım.

Hiçbir ayrıntıyı atlamak istemezcesine, son derece sorumluluk bilinciyle, hastaya güven saçan tavrı ve sıfır egosuyla…

Orası bir devlet hastanesiydi. Akşam saatleriydi ve hatırı sayılır sayıda bir hasta vardı…

Buna rağmen, sanki bir devlet hastanesi acil servisinde değil de, özel bir hastanedeydim.

Gecenin sonunda hiç unutmayacağım ve hayatım boyunca hep minnettar kalacağım Doktor Nurçin İncirli, tüm sevecenliğiyle yanıma gelerek, o gece beni içeriye yatırmayı düşündüklerini, kalpte görülen basit bazı bulgular nedeniyle tetkiklerin ve takibinin yapılması için bunun şart olduğunu söyledi.

Kısa sürecek hastane maceram o an başlıyordu.

Hemen yanıma tekerlekli sandalyeyle bir personel geldi ve oturmamı söyledi. Şaşkın bakışlarımla, “Niye?” diye sordum. “Kadın Servisi’ne götüreceğim” dedi. İçimden “Noluyoruz be” dedim.

Bana göre orası, ilgisiz, alakasız, laçka bir devlet hastanesiydi, dahası hastalar değer görmüyordu. Ve daha da ötesi, haklarında yayınladığım haberlerden oradaki birçok hekim ve hemşire belki de benden nefret ediyordu.

“Niye böyle davranıyorlar” diye düşünmeden edemedim doğrusu.  Hemen doktorun yanına gittim. “Ya bana gerçekten neyim olduğunu söyleyin ya da hastaneyi terk edeceğim” dedim, hep birlikte gülüştük ve bu muamelenin servise yatacak tüm hastalara yapıldığını aktardılar.

Tekerlekli sandalyeye oturmadım tabi ki de, servise kadar kendim yürümeyi tercih ettim, çünkü iyiydim.

Ailemi aradım ve o geceyi hastanede geçireceğimi söyledim. Annem ve kız kardeşim biraz düşündükten sonra buna itiraz ettiler.

“Cengiz Topel Hastanesi’ne güven olamayacağını, EKG’nin muhtemelen yanlış çekildiğini ve hemen hastaneden çıkıp eve gelmemi, birlikte Yakın Doğu Hastanesi’ne gitmemizi söylediler. Hatta o hasta halimle, hastaneye yatıp yatmamam konusunda benimle kavga ettiler. Çünkü güvenmiyorlardı.

Bir yanda hastane ile ilgili ön yargılarını ardı ardına telefon trafiğiyle bana aktaran ailem, diğer yanda ise son derece ilgili, profesyonel hareket eden, hastaya kendisini özel bir hastanede hissettiren hekim ve hastane personeli vardı.

Tabi ki, kararım ve güvenim hastanede gördüğüm muameleden yana oldu ve servise gidip yattım.

İşte bu yazıyı yazma nedenim de bu oldu. Amacım, ailem gibi ön yargılı veya hastanelere güven bunalımı yaşayan herkesin o güvensizliğini, ön yargısını bir nebze de olsa ortadan kaldırmak.

O gece servise girdim… Mesleğine belli ki âşık genç bir hemşire Feriha Gülderen ve Enver Bozkurt, tüm içtenlikleriyle ve güler yüzleriyle beni karşıladılar. İlgi, alaka had safhada…

Tüm yoğunlukları ve tüm yorgunluklarına rağmen, güler yüzleriyle, içtenlikleri ve sevecenlikleriyle güzel bir gece geçirdik. Hastane ortamına hiç alışık olmayan ve hastanede kalamayan bir insan olmama rağmen…

Yine hastane ortamını bana sevdiren, hastane gibi bir yerde kahkahalar atmama neden olan, tüm yorgunluklarına rağmen, tatlı mı tatlı bir hemşire Havva İşlek… Esprilerini asla unutmayacağımdan eminim.

Hastanenin tüm personeli sanki özenle seçilmiş. Kendi aralarında dost samimiyeti hastalara karşı ise aile sıcaklığı ile davranıyorlar.

Tıbbi Sekreterlik bölümünden, Çocuk Servisi’nde Filiz Bahçeci ve ismini hatırlayamadığım diğer tüm personele minnettar kaldım.

Hep ürktüğüm hastane ortamında çok eğlenceli anlar geçirdim. Çok güzel insanlar tanıdım, güzel dostluklar edindim.

Ve en önemlisi ön yargılarımdan kurtuldum.

Beni hastaneye yatırarak buna sebep olduğun için teşekkürler Sevgili Nurçin İncirli....

O ilk geceyi atlattıktan sonra, ertesi günü sağlık durumumla ilgili tüm bilgi ve bulgulara sahip olarak servise gelen Dr. Elşen Mülazimoğlu, tüm sevecenliğiyle hastaları, kontrol ve muayene etti.

Hemşireler gibi hekimler de “Doktorlar" dizisindeki gibi güler yüzlü, son derece mütevazı ve sevgi doluydular…

Bense şaşkınlık içerisinde izliyordum.

Hatta gece acilden servise yatırılmama karar veren Doktor Nurçin Hanım dahi, görevi ve mecburiyeti olmamasına rağmen, hastanede bulunduğum her sabahleyin servise gelip durumumu soruyordu.   

Sanki bir devlet hastanesinde değil, bir aile ortamına sahip olan özel bir hastanedeydik. Hemşireler de hekimler de, hastalara karşı son derece ilgili ve aile sıcaklığında.... 

Ve böylelikle “özel ve devlet hastanesi” şeklindeki, o insana güvensizlik veren ön yargılı kıyası da aşmış oldum.

Dahası bundan sonra insanların hayatlarını kurtaran sağlıkçılarımız ile ilgili haber yayınlamadan önce, gerekirse bizzat yerinde gidip görmeye ve doğru olsa da yayınlamadan önce en az on kez düşünmeye karar verdim.

Daha öncesi içinse, hepiniz hakkınızı helal edin.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trafik kazasında 6 yıl hapis yatacak!
Trafik kazasında 6 yıl hapis yatacak!
9. Hurma Festivali Lefke'de
9. Hurma Festivali Lefke'de