Advert

Baz istasyonlarında risk var!

KKTC’de 2016 yılında 539 adet olan baz istasyonu sayısı bu yıl 659’a yükseldi. Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği As Başkanı Teksen Köroğlu, konu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu:

Baz istasyonlarında risk var!

Havadis'ten Eniz Orakcıoğlu'nun haberine göre, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği As Başkanı, Çevre Sorumlusu ve KKÇP temsilcisi Dt. Teksen Köroğlu, Baz İstasyonları ile ilgili Havadis’e önemli açıklamalarda bulundu. Köroğlu, cep telefonları baz istasyonlarının insan sağlığına etkilerinin kamuoyunda uzun süredir tartışılan bir konu olduğunu vurgulayarak, baz istasyonlarının zararlı olup olmadığı konusunda  farklı sesler çıktığını söyledi. Köroğlu, bu konuda resmi kurumların sağlık açısından baz istasyonlarının zararlı olmadığını açıkladığını, fakat diğer taraftan bazı otoritelerin istasyonların sağlık açısından ciddi riskler taşıdığını iddia etiklerine de dikkat çekti.

“İstasyonlar kaygı yaratıyor”

Baz istasyonlarının etkileri konusunun yurttaşlarda büyük bir kaygı yarattığını belirten Köroğlu, Baz istasyonlarının yaymış olduğu elektromanyetik ışınlarının yoğun olması durumunda insan sağlığının ciddi boyutlarda zarar göreceği konusunda da ciddi bilimsel veriler ve belgeler olduğunu aktardı.

Elektromanyetik radyasyonun yüksek şiddet veya güç düzeylerinde insan sağlığına zararlı olduğunun altını çizen Köroğlu, daha düşük düzeyde ve uzun vadedeki maruziyetin insan sağlığı üzerine etkilerinin de henüz tartışma konusu olduğunu sözlerine ekledi.

Köroğlu, Bioiniative Report 2012 gibi bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalarda görüldüğü gibi elektromanyetik alan ve dalgaların çok küçük şiddet ve güçlerde bile çeşitli biyolojik etkileri olabileceğinin kanıtlandığını da belirtti.

“Elektromanyetik kirlilik yaratılıyor”

Elektromanyetik ışınların sadece baz istasyonlarından değil, radyo, televizyon, bilgisayar, enerji hatları ve anten gibi bir çok cihazdan çevreye yayıldığını söyleyen Köroğlu, bu durumun ise elektromanyetik kirlilik yarattığının altını çizdi. Bağımsız bilim kuruluşlarının, çocuklarda aşırı manyetik alanların hücrelerin genetik yapılarına zarar verdiğini savunduğunu söyleyen Köroğlu, “insanlarda kanser riskinin ve doğum kusurlarının artmasına ve yetişkinlerde beyin ve kan kanserlerine neden olabileceği de iddialar arasındadır. Öte yandan Bağımsız bilim kuruluşları üreme özelliklerinin yitirilmesine, kalp sağlığı sorunlarına, stres düzeyinde artışa ve uyku bozukluklarına, kan basıncında artış, baş ağrısı, baş dönmesi gibi sorunlara neden olduğunu açıklamaktadırlar” diye konuştu.

“Sağlık sorunları yıllar sonra ortaya çıkabilir”

Bir çok bilim adamının baz istasyonlarının ve cep telefonlarının yaymış olduğu elektromanyetik ışınların insanlar üzerinde yaratacağı ciddi sağlık sorunlarının yıllar sonra ortaya çıkabileceği konusunda hemfikir olduğunun da altını çizen Köroğlu, Dünya Sağlık Örgütü 2011 yılında yayınladığı raporda cep telefonları tarafından üretilen elektromanyetik alanların insanlar için “olası karsinojen” olarak sınıflandırıldığını aktardı. Dünya Sağlık Örgütü’nün, elde kanıt düzeyi çok yüksek çalışmalar olduğunu belirten Köroğlu, bu nedenle cep telefonlarını ve baz istasyonlarını beyin tümörleri için risk faktörü kabul ederek listesine eklediğine de dikkat çekti.

“Önlemler alınması tavsiye edilir”

Köroğlu, DSÖ’nün özellikle gelişmekte olan beynin cep telefonlarından ve WİFİ bağlantılarından uzak tutulması yönünde tavsiyeleri olduğunu, “Uluslararası Elektromanyetik Alanlar Güvenlik Komisyonu’nun (ICEMS) yaptığı çalışmalar ışığında elektromanyetik alanların olumsuz sağlık etkilerine yönelik kanıtların arttığını belirtti. Bu kanıtların ise halk sağlığı sorunu olarak ele alınması ve incelenmesi gerektiği de belirtilenler arasındadır. ICEMS’nin bildirgesinde, elektromanyetik alanların biyolojik sistemleri etkilemediği görüşünün bilimsel düşünceyi temsil etmediği ortaya koyulmuştur. Öte yandan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı (1992) Rio Bildirgesinde de belirtilen sağlığa ve çevreye ciddi veya geri dönüşümsüz hasarların olabileceği belirtilmiştir. Ancak BM Çevre ve Kalkınma Konferansında bilimsel belirsizliklerin olduğu durumlarda korunmaya yönelik tüm önlemlerin alınması olarak tanımlanan önlem ilkesinin, elektromanyetik alan maruziyetleri için uygulanması önerilmektedir” diye konuştu.

“Toplumun psikolojisi de bozuldu”

Köroğlu, elektromanyetik kirlenmenin etkilerinin hemen ortaya çıkmaması, belirsizlik ve kurumların yeterince önleyici, denetleyici çalışmalar yapmamasının, halkı bu konuda bilgilendirmemesinin kişilerde kaygı, korku ve endişe gibi sorunlar ortaya çıkardığını söyledi.  Köroğlu, bu edenle toplumun psikolojisi bozulduğunu belirterek toplum psikolojisinin bozulmasının en az fiziksel sağlığın bozulması kadar önemli olduğunu ve bu durum toplum sağlığını gözetmekle yükümlü kamu kurumlarınca göz ardı edilmemesi gerektiğini aktardı.

“Yayla’da kanserden ölümler baz istasyonları ile arttı”

Yayla köyündeki vatandaşların tedirginliğinin ve baz istasyonlarının köy dışına çıkarılması için halen daha uğraşlarının olayın ne kadar ciddi boyutta olduğuna verilecek bir örnek olduğunu belirten Köroğlu, Yayla köyündeki kanser nedeniyle ölümlerin son 10 yılda yüzde 76, hatta bazı yıllarda yüzde 100’lere çıktığını KTTB olarak 2017 yılında açıkladıklarını, ülke insanı üzerinde yarattığı korku ve endişeyi gündeme taşıdıklarını söyledi. Köroğlu, sözlerine bu şekilde devam etti; “Yayla Sağlık ve Araştırma Derneği’nin yaptığı tespit ve öneriler doğrultusunda geçmiş hükümetin ilgili devlet dairelerini uzun bir zamandır yapılan uyarıları dikkate alarak, gerek bu bölgede, gerekse diğer bölgelerde koruyucu ve önleyici etkisi kanıtlanmış taramaları ve istatistiksel çalışmaları düzenli olarak yapmaya çağırmıştık.

“Yeni hükümetin yaklaşımı takdir edilmeli”

4’lü koalisyon hükümetinin çalışma yaklaşım ve uygulamalarını takdir ettiklerini vurgulayan Köroğlu, mevcut hükümetin umut ve beklentileri artırdığını da belirtti.

Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumunun halkın sağlığı kapsamında 24 saat izlenebilirliği sağlamak ve gerekli ölçüm cihazlarının alımı için ihaleye çıktığını da söyleyen Köroğlu, bu atılan adımın takdir edilecek ve faydalı bir adım olduğunu aktardı.

“659 baz istasyonu var”

Baz istasyonlarının insan ve çevre sağlığı üzerindeki etkiler ve riskler açısından, bunların uygun yer seçimlerinin yapılması, kurulmaları, işletilmeleri ve kullanılmalarında gerekli tedbirlerin alınması ve tedbirlerin kontrolünün çok önemli olduğunu da söyleyen Köroğlu, toplumun bu tedbirlerin ne kadar alındığı ölçüsünde yönetime yeterli güveni olmadığını vurguladı. Baz istasyonlarına izin verilmesinden denetlenmesine kadar birçok görevi yüklenen Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’nun, 2012 yılından bu yana hizmet verdiğinin altını çizen Köroğlu, Mart 2016 yılında 539 olarak açıklanan baz istasyonu sayısının 2018 yılı ilk çeyreğinde 659 olarak açıklandığı bilgisini verdi. Köroğlu, Devlet ve ilgili kamu kuruluşların, baz istasyonlarının zararlı etkilerinden yurttaşları korumak için Baz istasyonları konusunda gerekli düzenlemeleri Ulaştırma Bayındırlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ilgili kurum ve kuruluşların görüş ve işbirliği ile belirlenen bir mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesinin doğru olacağını ve bunun artarak devam etmesi gerektiğini belirtti.

Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’nun konu ile ilgili açıklaması:

Kurumdan yapılan yazılı açıkalamada, BTHK’nın, vermiş olduğu baz istasyonları kurulum izinlerine ek olarak, istasyon kurulumunda kullanılacak tüm ekipman için teknik değerlendirme yapıp, standartlara uygun olan cihazlara ithal izni verdiği, standart dışı veya ithal izni olmayan hiçbir cihazın baz istasyonlarında kullanılmadığı vurgulandı.

Açıklamada, baz istasyonu denetimlerinde, ölçüm sonuçlarına ait değerleri karşılaştırmak için uluslararası yetkili kuruluşlar tarafından bazı standart ve sınır değerler belirlendiği;  BTHK’nın  elektromanyetik alan maruziyetinde sınır değerlerinin belirlenmesinde Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü ve ICNIRP’nin standart ve sınır değerlerini benimsediği;  BTHK’nın, dünya çapında kabul görmüş bu sınır değerlere ek olarak, ihtiyati tedbir açısından, tek bir cihaz için ICNIRP’nin belirlediği limit değerinin dörtte birini aşmayacak şekilde önlemlerini almakta ve denetimlerini bu doğrultuda gerçekleştirmekte olduğu kaydedildi.

Açıklamada, baz istasyonlarının kurulumu yapılmadan önce, mobil haberleşme sağlayıcılarının, BTHK’ya telsiz kurma ve işletme izni başvurusu yaptığına, baz istasyonu kurma ve işletme izni başvurularının  Kurum tarafından yapılan detaylı teknik değerlendirmenin ardından olumlu veya olumsuz olarak sonuçlandırıldığına dikkat çekildi.

Açıklamada,  BTHK tarafından verilen telsiz kurma ve   işletme izninin her baz istasyonu için gerekli tüm güvenlik tedbirlerini içerdiğine işaret edilerek,  BTHK’nın  teknik değerlendirmeyi gerçekleştirirken, baz istasyonları kurulmadan önce, kurulması planlanan yerde incelemelerde bulunup güvenlik tedbirlerinin standartlara uygun olarak alınması için gerekli teknik şartları oluşturduğu ifade edildi.

BTHK açıklamasında şöyle denildi “Güvenlik sertifikası alan baz istasyonu ölçümleri BTHK tarafından periyodik olarak yapılmaktadır. Periyodik olarak devam eden ölçümlerin yanında, KKTC genelini kapsayan genel ölçümler de BTHK tarafından gerçekleştirilmektedir. Kamuoyunun konu ile ilgili endişe duymaması ve asılsız haberlerden olumsuz etkilenmemesi gerektiği kaydedilen açıklamada, vatandaşların da BTHK’ya ölçüm yapılması için talepte bulunabilecekleri duyuruldu.”

Kaynak: Baz istasyonlarında risk var


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kılıçdaroğlu, Akıncı’yı aradı
Kılıçdaroğlu, Akıncı’yı aradı
Babasını 7 yerinden bıçakladı
Babasını 7 yerinden bıçakladı