Böylesi sahte bir belediye başkanı daha görmedim!

Böylesi sahte bir belediye başkanı daha görmedim!

Bir buçuk ayı aşkın bir süre önce, Cengiz Topel Hastanesi civarında bir restoranın önünde anayolda yaralı halde koşuşturan bir köpek gördüm.

Hemen aracımı kenara çekip baktım. Önüne su ve mama koydum, facebooktan sahibi var mı diye de fotoğrafını paylaştım.

Akabinde telefonum çaldı. Civar köylerden bir ailenin onu sahiplenip tedavisine başladıkları bildirildi. Hemen sahiplenen kadına ulaşıp irtibat numaramı verdiler.

Bu vesileyle köpeği götürmek için gittiğim evde, yaklaşık 20 köpekle daha karşılaştım. Onca köpeğe yaşlı bir kadıncağız bakıyor. Yemeği, suyu, ilaçları, bakımları, tedavileri, kısırlaştırmaları ve tüm bakımlarını üstlenmiş anne ve kızı...

Bir de baktım ki, sıcakların daha yeni başladığı o günlerde, zavallı köpecikler çinkodan kulübelerin içerisinde cayır cayır yanıyorlar. Çinkonun sıcağı, çok fazla yansıtması nedeniyle, o dayanılmaz sıcağa dayanamayıp toprağı kazıp kulübenin de altına sokulmaya çalışıyorlardı.

İçim ezildi, ciğerlerim parçalandı…

Gün boyu ne yapabileceğimi düşündüm. Bu görev elbette ki belediyelerindi. Duyarlı, vicdanlı, insanlıktan nasibini almış, o merhametli insanlar Lefke civarlarında ve Lefke Avrupa Üniversitesi’nin kampusunda görmeye dayanamadığı kimi yaralı, kimi hasta, kimi doğumu yaklaşmış köpekleri az az evinin avlusuna taşımış, sonunda da çok zor şartlarda yaşam sürmeye başlamışlar. Bu duruma bir çare bulmalıydım.

Hemen o köyün bağlı bulunduğu Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya’yı aradım. Konuyu anlattım, köpeciklerin ne şartlarda tutulduklarını anlattım. İnsanların kulübe almaya gücü olmadığını, üstelik tüm köpeklerin bir metrelik zincire bağlı olduklarını, bu şekilde zincire bağlı bir yaşam süremeyeceklerini, bir eve ihtiyaçları olduğunu anlattım.

Ve dedim ki, “Seçim propaganda dönemi başlıyor. Varsın, daha az reklam bütçesi harcayın, daha az propaganda yapın ve bir sevap işleyin. Zira sizin bir barınak projesi sözünüz vardı ve yerine getirmediniz” dedim.

“Doğrudur, yapamadık ama bakıyoruz işte, tamam Rana, bir bakalım ilgilenelim” dedi. Ben de inandım, umutlandım.

Günler geçti, arayıp soruyorum, ne gelen var ne giden. Yine Belediye Başkanı Aziz Kaya’yı arayıp “Başkanım ne oldu bana bir söz vermiştiniz” deyip, köpeciklerinin içler acısı durumunu yine anlatıyorum. Yine, “tamam Rana aklımdaydı gidip bakamadım, hemen bir bakayım” der. Yine günler geçer, bu kez köpecikler için saçını süpürge eden yaşlı kadını ararım ve belediyeden gelen giden oldu mu diye sorarım, yine olumsuz cevap alırım. Tekrar tekrar Belediye Başkanı’nı ararım. Her seferinde, “tamam hemen ilgilenelim” cevabını alırım. Günler geçer yine ararım, bu kez bir personelini görevlendirmesini isterim. “Siz elbette çok yoğunsunuz, ilgilenemeyeceğiniz anlaşıldı. İsterseniz bu konuda bir personelinizi görevlendiriniz” derim. “Tamam hemen görevlendiriyorum” yanıtını alırım.

En son görüşmemizde ise, “görevlendirdiğiniz personel halen beni aramadı, siz bana onun telefon numarasını verin ben kendisine ulaşayım, buluşup yerinde görmesini sağlayayım” dedim. “Tamam Rana şimdi hemen sana telefon numarasını mesaj atıyorum” dedi ve telefonu kapattık. Daha mesaj atacak…

Merhametli sandım, sözünün eri sandım, medet umdum…

Eğer bana söz verip her seferinde “tamam hemen ilgileniyorum” dememiş olsaydı, ben günlerce beklemeyecektim.

Kaldı ki, bu görev belediyenindi. O yaşlı kadın ve kızı belediyenin yapamadığını yapmış, elini taşın altına koymuş, o canlılara yuva açmış ve elinden geldiğince bakımlarını üstlenmişti. Belediye ise ne yapmış, geçen seçim propaganda döneminde projelerinin ilk sıralarında halka sözünü verdiği barınak veya hayvan rehabilitasyon merkezi sorumluluğunu unutmuş, 4 yıl boyunca sözünü yerine getirmemişti. Günlerce bekledim ve kendisini en az 7 kez aradım.

Tabi bu sürede ben durur muyum? Ben acil ihtiyaç olan ve çinkodan olan kulübelerin yerine 10 tane yeni kulübe siparişini çoktan vermiştim zaten. Kulübeler yapıldı ve o hayvancıkları, o ıstıraptan kurtardım.

Benim için önemli olan daha yapılması gerekenlerdi. Betonarme bir evin yapılması ve çevresinin tel örgü ile çevrelenmesi, o hayvancıkların birer metrelik zincire bağlı yaşam sürmelerinden kurtarılmaları gerekiyordu. Olmadı… Başaramadım…

Ama şunu gördüm. O canlılara kulübelerini indirdiğimiz zaman ellerimi yalayıp teşekkür ettiklerini gördüm. Kulübelerine yani evlerine nasıl sevindiklerini gördüm. Sahipleri olan yaşlı kadının nasıl mutlu olduğunu, nasıl duygulandığını gördüm. Öğle sıcağında cayır cayır yandıkları çinkodan kulübelerden çıkıp nasıl yeni evlerine sokulduklarını ve yüzlerinin güldüğünü gördüm.

Ramazan ayına denk gelen bu olaydan aldığım sevabın yerini hiçbir huzurun tutamayacağını gördüm.

Ve bir şey daha gördüm. Dürüst, sözünün eri, merhametli sandığım bir belediye başkanının nasıl vicdansız, nasıl gailesiz, acımasız ve nasıl sahte olduğunu gördüm.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Akıncı Cumhuriyet Bayramı Kutlama Töreninde Konuştu
Akıncı Cumhuriyet Bayramı Kutlama Töreninde Konuştu
Solo Türk Girne Semalarında Gösteri Uçuşu Yapıyor
Solo Türk Girne Semalarında Gösteri Uçuşu Yapıyor