Advert

Yazıklar olsun Harmancı'ya, Çeler'e ve Sosyal Hizmetlere!

Rana Sarro Yazdı:

Yazıklar olsun Harmancı'ya, Çeler'e ve Sosyal Hizmetlere!

Gündemin Yorumu:

Olay gazetelere yansıyınca, facebook hesaplarınızdan laf kalabalığı yapınca sütten çıkmış ak kaşık mı oluyorsunuz? 

"Sertaç Çolak bedensel ve zihinsel engelli... Kendine bakmaktan aciz ve ona bakacak bir birim yok. Yasada yeri yok onu sahiplenecek bir birim yok.... Hadi yasada yok vicdanlarda da mı yer yok.... Aç, sefil ve hasta..." 

Bu sözler 50 yaşındaki bedensel ve zihinsel engelli kadının, duyarlı bir komşusuna ait.

Komşusu zavallı kadına video görüntülerinde soruyor; "Ne yedin bugün sabah?" Zavallı engelli kadının yanıtı, "KURU EKMEK" oluyor! 

Yazıklar Olsun!

Yasalarda boşluk olduğu ve engelli kadının hiçbir makam tarafından sahiplenilmediği belirtiliyordu. Daha iki gün evveline kadar... 

Fakat aylar belki de yıllardır bu halde yaşayan engelli kadının haberi kamuoyunun bilgisine gelince, ne yasal boşluk kaldı, ne zorluklar, ne de imkansızlıklar!

Olay basına yansıyınca, bizim yetkililer hemen harekete geçmiş, bugüne kadar, yapamadıklarını, yapmadıklarını, umursamadıklarını hemen yapmaya başlamışlar.  

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, olay basına yansıyınca, facebook hesabından, "Dün yayınlanan görüntülerle gündeme gelen özel bakıma muhtaç Sertaç kardeşimizin durumuna ilişik tek konuşmayan insan olarak bazı konulara değinmek istiyorum" diyor. 

Yani biliyor aslında "özel bakıma muhtaç" olduğunu! 

"Yaklaşık 2,5 aydır konuya ilişkin canını yiyen kurum olarak en sonunda olayın çözülmesine sevindiğimle başlamak isterim. Yaklaşık 2,5 ayda 10 kez evin içerisine girmeye çalışıp temizlik yapmaya çalışan kurum LTB'dir" diyor Harmancı.

Yazıklar Olsun!

2 buçuk aydır canınızı yeyip yapamadığınızı, vahim durum basına yansıyınca ve tepki görünce nasıl başardınız? 

2,5 ayda 10 kez evin içerisine girmeye çalıştınız giremediniz de, olay gazetelere düşünce nasıl da girebildiniz? 

"Yaklaşık 10 gün önce komşuları ve LTB çalışanları tarafından evden çıkmaya ikna edilse de son anda fenalaşarak evden çıkmaktan vazgeçmesi üzerine yine müdahele edilememiştir. LTB tarafından konu mahkemeye taşınmış ama dün gelen ikna oldu haberi sonrası mahkeme süreci durdurulmuştur" diyor Mehmet Harmancı. 

Zihinsel engelli bir kadının "ikna edilmesi" diye bir durumdan bahsediyor! Mantıken, ikna etme olayı akıl sağlığı yerinde olan bir insan için ancak ve ancak gerekli olabilir. Madem 2 buçuk ay ikna edemediniz, olay kamuoyunun bilgisine gelince mi ikna edebildiniz? 

Yazıklar Olsun! 

Bir de, "Dün Sağlık Bakanlığı ekiplerinin ve sosyal hizmetler dairesinin kontrolü ile evinden alınması sonrası ev LTB tarafından dezenfekte edilmiş bugün de temizliğin tamamlanmasına çalışılmaktadır" diyor Harmancı. Aman ne büyük başarı!

Basının, kamuoyunun bilgisine geldikten sonra, görevleri olan gerekli çalışmayı yaptıklarını da gururla anlatıyor. "Afferim, takdir" bekliyor belli ki.

"Umarım Sertaç güzel bir rehabilitasyon sonrasında biraz olsun huzur bulur...." diyor, bir de.

Ne duyarlı bir belediye başkanı. "Helal olsun!" demeliyiz, belki de! 

İşte bu vahim durumuyla kaderine terkettiğiniz, açlıktan 30 kiloya düşmüş engelli kadının iki gün önce huzurunu niye düşünmemiştiniz Sayın Mehmet Harmancı? 

Bir de bedensel ve zihinsel engelli olan, aç bil aç yaşayan bu kadının suyunun da yine LTB tarafından kestirildiği de basına yansıdı. Bu konuda "Pes" demeyeceğim, çünkü henüz doğruluğunu araştıramadım. Eğer böyle bir gerçeklik söz konusuysa, bilahare bu konuyu da ayrıca yazacağım. 

Gelelim olayın basına yansıması, kamuoyundan tepki gelmesi üzerine yine facebook hesabından açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler'e...

Bu mu sosyal güvenlik anlayışınız?

Zeki Çeler, "Arkadaşlar herkes müsterih olsun Sertaç arkadaşımız hastahane kontrolüne saatler önce alındı" diyor.

Yok efendim biz sizler kadar müsterih olamıyoruz! 

"Günlerdir mahkeme kararı ile evden çıkarmaya ve kontrol altına almaya çalışıyoruz fakat direnmekte ısrarlıydı. Daha önce de tedavi altına alınmış fakat her defasında geri dönüşünde aynen devam ediyor. Çok üzücü bir durum. Fakat devlet olarak biz elimizden geleni yapmaya ve tedavisi için gerekeni yerine getirmeye kararlıyız" diyor. 

O engelli zavallı kadının, yetkililere isyan etmek için görüntülerini videoya alıp sosyal medyadan yayan duyarlı bir komşusu ya olmasaydı?

O videoyu haberleştiren gerek internet medyası, gerekse yazılı basın ya olmasaydı? Daha kaç gün, kaç zaman daha o halde yaşam sürebilecekti?

Yine de müsterih mi olmalıydık, tıpki sizler gibi!

Bu kadının varlığından haberdar olmasanız anlardım. Fakat, bilginizde olduğu ve kontrol altına almaya çalıştığınızı fakat engelli kadının direndiğini söylüyorsunuz. 

Gel de müsterih ol!!!

Zihinsel engelli, alkolik, yaşamaktan vazgeçmiş haldeki bir kadını, biri belediye başkanı öteki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan iki halk kahramanı, "İkna etme çabalarından", "mahkeme kararlarından" bahsediyor!  

Akli dengesi yerinde olmayan veya kendini bilmeyen ve/veya alkolik, görüntülerden de görüldüğü gibi, tuvalet ihtiyacını üzerine yapacak durumda olan, GÜN İÇERİSİNDE BİR PARÇA KURU EKMEK YEDİĞİNİ SÖYLEYEN ENGELLİ BİR KADINI, bizim yetkili mercilerimiz, aylarca ikna etmeye çalıştıkları ama ikna edemedikleri palavralarını anlatıyor. 

Gel de müsterih ol! 

Haklısınız, sizler gibi herhangi bir kaygısı bulunmayan, içi rahat olan kişiler olmamız gerekiyor. 

Ama maalesef, sizler gibi müsterih olamıyoruz biz!

İki gündür bu olayı düşünüyorum. Yoğunluğum nedeniyle videoya sosyal medyada denk gelmemiş, basına düşen haberleri okuma, ilgilenme ve yayınlama fırsatım olmuştu. Aklımda sorular vardı. Sonra derin bir nefes aldım, diğer meslektaşlarım gibi ben de. Yetkililer basına yansıyınca harekete geçmişler kadını güvenli ellere teslim etmişlerdi. Fakat kadının aşağıda da yayınlayacağım, video görüntülerine daha dün gece hasbelkader facebookta rastladım. 

Yoook! Bu kadarı da fazla. İçim sızladı!

Lefkoşa Türk Belediyesi'nin, Mehmet Harmancı'nın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın, Bakan Zeki Çeler'in, Sosyal Hizmetler Dairesi'nin bilgisinde olan bir konu onca zaman çözülmüyorsa ve o kadın aç bil aç perişan halde yaşamaktan vazgeçmiş halde hayata tutunuyorsa, bunun kamuoyunun bilgisine geldikten sonra çözülmesi bir utanç kaynağıdır. 

Hatta daha da ileriye gideyim! İSTİFA SEBEBİDİR! 

Gelelim Sosyal Hizmetler Dairesi'ne... Sosyal Hizmetler Dairesi gibi laçka sözde bir daireye aslında söyeleyecek çok bir sözüm bile yok. Sosyal Hizmetler Dairesi'nin görevini, o zavallı kadının bir komşusu üstlenmiş. Bizim engelli vatandaşımıza komşusu sahip çıkmış! Var mı bundan ötesi? 

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü hiç çekinmeden anlatıyor. "Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Aydan Başkurt, Sercan Çolak’ın Barış ve Ruh Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi altına alındığını belirterek, Sosyal Hizmetler Dairesi yetkililerinin konuyla ilgilendiğini söyledi. Çolak’ın tedavisinin sağlanması amacıyla Sosyal Hizmetler Dairesi olarak daha önce girişimlerde bulunduklarını ancak Çolak’ın her defasında tedaviyi ve yardım talebini reddettiğini ifade eden Başkurt, “Sosyal Hizmetler Dairesi daha önce Sercan’ı tedavi etmek, kendisine bakıcı tutmak konusunda Sosyal Hizmetler Dairesi Tüzüğü uyarınca girişimlerde bulundu. Ancak Sercan’ın yardım almayı reddetmesi üzerine durumu daha kötüye gitti. Şuanda Sercan’ı ikna etmeyi başardık ve hastanede tedavi görüyor.  Tedavisinin tamamlanmasının ardından Sercan’a evinde bakılması amacıyla bir bakıcı tutacağız. Evi de dün belediye yetkilileri tarafından temizlendi." 

KKTC devletinin utancı olan bu konu kamuoyuna yansıyana kadar aklınız neredeydi da bakıcı tutmadınız? Kadının her seferinde yardımı reddettiğini anlatıyor Sosyal Hizmetlerin Müdürü! Zihinsel engelli, alkolik, kendini bilmez bir kadının "reddetme"sini gerekçe gösteriyor. Bu Müdür derhal o görevden alınmalı!

Akli dengesi yerinde olmayan, kendi kendine bakamayacak durumda olan bir vatandaşın, şayet "ikna edilememesini" gerekçe gösteriyorsa, Sosyal Hizmetlerin ya anlamını kavrayamamış ya da görevini layıkıyla yerine getirmiyor. 

Hoş... Birkaç yıl önce, küçük bir çocuğu önce Güzelyurt'ta bir aileye verip, çocuğun aileye alışıp bağlanmasından sonra da, ailenin "koruyucu aile niteliklerine uygun olmadığını" TAM BİR YIL SONRA idrak eden bir Müdür'den bahsediyoruz. Çocuğun aileye alışması, ikinci kez anne, baba bildiklerinden koparılıp alınması, psikolojisi hiç düşünülmeden, araştırılmadan bir çocuğu, sahipsiz bir sokak köpeği gibi sahiplendiren, bir yıl sonra da geri alan bir merciden bahsediyoruz!

Yazık ki ne yazık!

Nerede bunun Sosyal Hizmeti? Nerede bunun Sosyal Güvenliği? Nerede bu devlet!

İşte müsterih olamayan herkesin yüreğini burkan o görüntüler: 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kılıçdaroğlu, Akıncı’yı aradı
Kılıçdaroğlu, Akıncı’yı aradı
Babasını 7 yerinden bıçakladı
Babasını 7 yerinden bıçakladı