Sandıktan 1’nci çıkan partiyi saf dışı bırakıyorlar!

Gündemin Yorumu:

Sandıktan 1’nci çıkan partiyi saf dışı bırakıyorlar!

Rana Sarro Yazdı / Yorum

Bugün hükümetin kurulması için son 11 günde gayri resmi olarak devam eden ve yarından sonra resmi olarak başlaması beklenen koalisyon konusunu birlikte irdeleyelim.

7 Ocak günü gerçekleşen genel seçim sonucunun hemen ardından, CTP, HP ve TDP; UBP ile koalisyona girmeme kararlarını açıkladılar. Bunun üzerine, bu partiler vakit kaybetmeden ikinci bir koalisyon formülünü görüşmeye başladılar. Bunlara tabi DP de katıldı.

Bu sürede Ulusal Birlik Partisi ile koalisyon kurup hükümete gelmeyi sabırsızlıkla bekleyen, buna rağmen 2 milletvekiliyle yetinmeyip, bir seçimi daha ülkeye, halka ve tüm siyasi partilere dayatan YDP, koalisyona hazır ve nazır beklemeye başladı.

Hükümete girmeyi herkesten çok isteyen ve bekleyen YDP, bir yandan da hükümet etmenin sorumluluklarını henüz tam olarak idrak edememiş olacak ki, çok da hükümet meraklısı görünmemek için, büyük bir de gafa da imza attı. YDP’nin Başkanı Erhan Arıklı, hükümet kurulmasının çok da umurlarında olmadığını, kendileri için esas önemli olanın, bir erken seçim daha olduğunu ve bu sürede partilerini daha da geliştirmek ve oylarını artırmak olduğunu açıkladı.

Meclis’e yeni girmeyi başaran ve çıkardığı milletvekili sayısından tatmin olmayıp bir erken seçim şartı daha dayatan YDP, tam da hükümete girmeye, iktidar olmaya hazırlanırken; Tufan Erhürman ikinci koalisyon formülü için düğmeye bastı.

Yani, ikinci koalisyon formülünde, ülkenin en büyük partisi konumunda olan ve bu seçimde de açık ara önde birinci parti olarak sandıktan çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin saf dışı bırakılması için harekete geçilmişti.

Peki, yüzde 35.57 oy oranıyla seçimden birinci parti olarak çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin olmadığı bir koalisyon modeli ne kadar doğruydu? UBP’ye gönül verenler, UBP’ye oy verenler, UBP için çalışıp çabalayanlar, UBP’nin tabanı ve UBP yetkilileri ile milletvekillerine çok büyük haksızlık değil miydi bu?

Aslında pek de etik değildi. CTP-HP-TDP ve DP’nin daha Hüseyin Özgürgün kılını bile kıpırdatmadan, hükümeti kurma görevlendirilmesi henüz yapılmadan harekete geçmeleri ve kapalı kapılar ardında koalisyon için anlaşmaları ne kadar doğruydu, birlikte düşünelim.

Maalesef ki doğruydu. Çünkü freni patlamış bir araç gibi, sonumuzun ne olacağını bilmeden hızla gitmeye devam ediyoruz. Belki, şuanki durumda yokuş aşağı olmadığımız için, çok büyük bir panik durumunda değiliz, ama freni patlamış olan bu aracın direksiyonuna eğer aklı başında biri geçmezse, çok kısa bir süre sonra sonumuzun felaketle sonuçlanacağını, aklı olan herkes bilebilir.  

Yani demek istiyorum ki, Ulusal Birlik Partililerin tarafına geçip oradan bu manzaraya baktığım zaman, 4’lü partilerin yaptığı davranışın hiç de etik olmadığını görür, feveran ederim. Ama eğer bu Ulusal Birlik Partisi’nin değerli insanları, ülkemizin bir nüfus planlaması ve politikası olmadan, 20 ayda 12 BİN kişiye vatandaşlık verildiğini ve bu şekilde devam edersek, freni patlamış araç gibi sonumuzun facia olacağını düşünürseler, eminim ki, direksiyona hâkim olmaya çalışan diğer siyasi partilere çok da kızmazlar.

Evet, 4’lü koalisyon görüşmesi yapan partilerin yaptığı belki etik değil ama, seçim öncesi UBP ile hükümet kurmayacaklarını her fırsatta ifade eden bu siyasi parti temsilcileri, seçim sonucunda da UBP ile koalisyon kurmayacaklarını söylüyorlarsa, buna diyecek pek de bir şey olmaz.

Peki ne yapmalıydılar? Kendileri UBP ile hükümete gelmeyi göze alamadıkları için, UBP’nin Yeniden Doğuş Partisi ile birlikte hükümete gelmelerini mi beklemeliydiler? 20 ayda verilen 12 bin vatandaşlığa, önümüzdeki 5 yılda 30 bin vatandaşlığın daha eklenmesini mi izlemeliydiler? YDP’nin zaten belli ki kuruluş amacı bu!

Uzun lafın kısası, bir nüfus politikası yapmadan; ne kadar vatandaşlık verilmeli, ne kadar verilmemeli, ne kadarı yarar, ne kadarı zarar planlamadan, eğer gollifa gibi dağıtırsanız, kusura kalmayın ben de, geleceğimin, istikbalimin endişe ve kaygısıyla, birileri bunları ‘durdursun' derim! Siz kızanlar da, bir gün gelir, bu dönemde direksiyona geçenlere belki de dua edersiniz.

Ulusal Birlik Partisi bizim en köklü, en güçlü, en geniş tabanlı partimizdir. Ve elbette ki, seçimden birinci parti olarak çıkan bir partinin de iktidara gelmesi isteğimiz çok da doğaldır. Ama gelin görün ki, bu geminin içinde hep birlikteyiz. Ve yarın diğer siyasi partiler iktidara geldiklerinde, nüfus saptaması yapmadan eğer bir tek vatandaşlık daha verirlerse, onları istifaya çağırmak hatta en büyük kınamayı yapmak da bizlerin en doğal hakkıdır. Geçtim nüfus politikasını, 93 yılından kalma Yurttaşlık Yasası’nı değiştirmek de birincil görevleridir. Aksi halde, eylemlerin, grevlerin, kaosların pek de yaşanmadığı Ulusal Birlik Partisi – Demokrat Parti hükümeti döneminde ne diye bir erken seçim çağrısı yaptıklarını ve hükümete talip olduklarının hesabını da günü gelince sorarız.

Ama bugün kimse kusura kalmasın, bizim, çocuklarımızın, torunlarımızın istikbalinin tehlikede olacağı UBP-YDP hükümetindense, etik dışı bir koalisyon hükümetine ben razıyım.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Grev ve eylemlerin dozajını artacak uyarısı!
Grev ve eylemlerin dozajını artacak uyarısı!
Çatalköy’e yıldırım düştü!
Çatalköy’e yıldırım düştü!