Bu ülke böyle bir siyasetçi görmedi!

Gündemin Yorumu:

Bu ülke böyle bir siyasetçi görmedi!

Rana Sarro Yazdı / Yorum

Halkın Partisi’ni, Halkın Partisi’nin Genel Başkanı’nı, Genel Sekreteri’ni, hatta adaylarını en çok eleştiren gazeteci herhalde benim. Ortaya atılan ve iktidar olması halinde ülkenin ve halkın canına okuyacağına inandığım bir takım iddialar nedeniyle, gazeteci kimliğimle uzun bir zaman Halkın Partisi aleyhinde doğru olmak kaydıyla şiddetle birçok haber yayınladım.

Daha da ileriye gideyim, bazı vatandaşlardan bu yöndeki haberlerime tepki geldiğinde, içten içe “İnşallah iktidara gelir de, görürsünüz gününüzü” dediğimi de iyi hatırlarım. Çünkü haberlerim doğruydu, çünkü hayatım boyunca ne Halkın Partisi hakkında ne de başka herhangi bir konuda bir tek yalan/ yanlış haber yayınlamadım, ama gelin görün ki, haberlerimde yanlıydım. Haberlerim tarafsız değil, taraflıydı ama halkın tarafındaydı, kendimce. Fakat halk bunun farkında değildi.

Sonra bir gün bahse konu ‘iş adamı ilişkisi’ iddialarının takibini yaptıkça ortadan kalktığının fark ettim. Zaman geçtikçe, ortadaki iddiaların ters yüz olduğunun bizzat farkına vardım. Ve anladım ki, Halkın Partisi, bir kez daha, dik duruşunu sergilemiş ve yoluna başı dik devam etmişti.

Sonra bahse konu iş adamının, muhtemelen bu dik duruş karşısında çark ettiği ve bir başka partiye maddi ve manevi destek vermeye başladığını tespit ettim. Bunun farkına vardığım anda, ister inanın ister inanmayın, bir zamanlar hissettiğim ‘sığınacak liman hissi', güven, inanç, umut, bende yıllar sonra bir kez daha yeşerdi.

Evet, Halkın Partisi sözünün arkasındaydı, ‘Temiz yönetim, temiz toplum, şeffaflık, adil yönetim’ ilkeleri umut vadediyordu ve temsilcilerinin de kimseye eyvallahı yoktu! Ama ya seçimden sonra! Esas kafamı kurcalayan mesele de buydu.

Gel zaman git zaman, seçim kapıya dayandı, seçim gününün gecesi heyecanlı bir bekleyişin ardından seçim sonuçları netleşmeye başladı ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte siyasi partiler, ilk açıklamalarını yapmaya başladı.

İşte tam da bu noktada, Halkın Partisi’nin tavrı çok ama çok önemliydi. Çünkü o güvenini, inancını, umudunu, sabrını ve azmini yitirmiş halkın geleceğinin teminatıydı. Halkın Partisi Genel Başkanı çıktı ve Ulusal Birlik Partisi ile koalisyon görüşmesi dahi yapmayacaklarını açıkladı.

Bu kararına katılırım, ya da katılmam, desteklerim, ya da desteklemem. O apayrı bir tartışma konusu. Ama Halkın Partisi’nin, bu partinin yetkililerinin, bu partinin parti meclisinin önünde şapka çıkarırım!

Halkın Partisi’nin Genel Sekreteri Tolga Atakan’a seçim gecesi daha sonuçlar yeni belirginleşmeye başladığı sıralarda, saat 00.25’te “Halkın beklentisini, size olan güvenini ve desteğini boşa çıkarmamak için olası bir UBP -HP koalisyonunu düşünebilir misiniz?” sorusunu ilk soran gazeteci de herhalde benim. Dolayısıyla, Halkın Partisi’nin Ulusal Birlik Partisi ile koalisyon kurmasına karşı mıyım, kimse bunu iddia edemez, fikrim de zikrim de bana kalsın.

Ama şu bir gerçektir ki, bugün Halkın Partisi’ne yöneltilen eleştiriler, hatta suçlamalar, haksız ve yersiz ithamlar,  iktidar partilerine dahi yapılmamıştır, yapılamaz! 

Böylesi haksız suçlamalar karşısında gerçekten son 10 gündür inanılmaz şaşkınım ve hayretler içerisinde izliyorum.

Bir kere, bu ülke tarihi boyunca herhalde böyle siyasetçi görmedi. Ya da en azından ben yetişmedim. Adam, seçim öncesi ne dediyse, seçim sonrasında da harfiyen söylüyor, ne söz verdiysen adım adım uyguluyor, ne vaat verdiyse de yapmak için elinden geleni yapıyor.

Siz sanır mısınız ki, Halkın Partisi, Parti Meclisi, ya da Genel Başkanı Kudret Özersay veya Genel Sekreteri Tolga Atakan, seçim sonucundan beridir keyfine bakıyor ve her şey süt liman ilerliyor. Siz sanır mısınız ki, 9 vekille 3’üncü parti olup muhalefette kalmayı bile göze almak bu kadar basittir. Gerek, seçim sürecinde harcadıkları propaganda giderleri, gerek iktidara gelmek üzere sarf ettikleri efor, gerek belki de içten veya dıştan baskılar, gerekse her türlü çabalarının sonuçsuz kalmasını göze alarak, koalisyona girmeme kararının arkasında durmaya çalışan bir partiyi, biz nasıl suçlarız?

Ulusal Birlik Partisi’nin aleyhinde yaptığı birçok iddia, itham, halka verdiği yargı sözü varken, seçim sonucunun ardından, Ulusal Birlik Partisi ile hükümete girmedi diye suçlayanlara hayret ederim. ‘Hesap sorma’ diye diye dilinde tüy biten bir siyasetçinin, nasıl bildik siyasetçiler gibi, seçim sonucunun hemen akabinde hükümet kapısı görününce, koşarak kapıdan içeriye girmesini beklersiniz? Yok ama, Kudret Özersay, sizin bildik siyasetçilerden değil! Bu süreçte gördüğüm, gözlemlediğim ve anladığım kadarıyla.

Hatta daha da ileri gideyim, bu memleket, böylesi sözünün eri ve dirayetli bir siyasetçi herhalde daha görmedi ya da belki de ben hatırlamıyorum, unuttuğum varsa da özür dilerim.

Halkın Partisi’ni sırf güvensizlik nedeniyle, seçime beş kalaya kadar en çok eleştiren biri olarak, bugün hakikaten size tüm samimiyetimle söylüyorum, ben bugüne kadar tek 1 gün dahi, hükümet etmemiş olan, bu ülkenin bu berbat durumunda tek tuzu bulunmayan bir siyasetçiye, böylesi bir eleştiri zinciri olamaz diye düşünüyorum!

Yani onca vaatle, onca sözle seçilen Halkın Partisi, seçim sonucunda koşarak hükümete girseydi, o zaman doğru mu yapmış olacaktı? Bildik siyasetçilerden bunu mu öğrendik biz? Bir de bazı arkadaşlar çıkıp, Kudret Özersay'ın önce "UBP ile koalisyona girmem", sonra ise "Özgürgünsüz koalisyona girerim" dediği yalanını ortaya atmış ve buna inanmışlar, halkı da inandırmaya çalışıyorlar. Bir kere, ortada bir Parti Meclisi kararı var. Elbette ki, Halkın Partisi gerek Özgürgünsüz, gerekse Özgürgün'ün Başbakanlığı'nda bir koalisyon hükümetine artık giremez. Öte yandan, sorarım size hanginiz Kudret Özersay'ın ağzından böyle birşey duydunuz? Bu iddiayı Star Kıbrıs Gazetesi ortaya attı. Hemen aynı gün Genel Sekreter Tolga Atakan, bizzat bana Evrenselgazete olarak bu iddiayı yalanladı ve konu kapandı. Ama yok kapanmadı, kapanamazdı, çünkü bu iddiayı özellikle yazdıranların kapanması işine gelmezdi, ki öyle de oldu. Bu bir gazetenin asılsız iddiası, döndü döndü, Kudret Özersay'ın açıklaması oldu ve bu açıklamasına da bazı arkadaşlar veryansın etti ve hala da ediyor. Halbuki Özersay öyle bir açıklama yapmadı, düşünmedi ve zaten istese de yapamaz çünkü dediğim gibi Parti Meclisi kararı nettir ve bakidir. 

Dünkü yazımda da, önceki günkü yazımda da, bu seçim sürecinin tarihi ve kritik bir süreç olduğuna inandığımı, geleceğimiz için belki de kendimi bildim bileli geçirdiğim en önemli seçim süreci olduğuna inandığımı söyledim. Ve bir şey daha söyledim, son 10 gündür ne kadar üzgün olduğumu. Seçim sonuçlarını inceler ve irdelerseniz, kimleri seçtiğimize, hangi siyasetçileriyse seçmediğimize bir bakarsanız, eminim siz de en az benim kadar üzüleceksiniz ama sanırım facebooklardan fırsat bulamıyor birçoğumuz.

“Bizim siyaset anlayışımız bu değil. Biz hükümet olmak için, biz bakan olmak için, milletvekili olmak için girmedik siyasete. Eğer Ulusal Birlik Partisi’yle koalisyona girseydik, çok ciddi sayıda bakanlık da alırdık, Başbakan Yardımcılığı’nı da alırdık. Ama biz hesap sorma sözüyle seçildik ve ancak ve ancak hesap sormak üzere hükümete gireriz” diyor Özersay. Helal olsun! Hayatımda ilk kez bir siyasetçiye helal olsun diyorum.

Ve Kudret Özersay bir şey daha söylüyor; “Bu halk kısa vadeli düşünmekten vazgeçip de, uzun vadeli düşünmeye başladığı zaman, bu ülke ve bu toplum kazanacak. Bu ülke böyle yürümez.” 

Ben de diyorum ki, bu ülkenin gazetecilerini de, bu ülkenin siyasetçilerini de ve bu ülkenin tüm aydınlarını ve fedakar kahramanlarını da bozan da, bıktıran da, yıpratan da biz nankör halkız!


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Grev ve eylemlerin dozajını artacak uyarısı!
Grev ve eylemlerin dozajını artacak uyarısı!
Çatalköy’e yıldırım düştü!
Çatalköy’e yıldırım düştü!